arama

İsrail – Filistin Sorununun Tarihçesi

İsrail - Filistin Sorununun Tarihçesi
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Güncel Manşet Güncel Manşet
  • 1 Star
    Loading...

Filistin’in gölgesinde İsrail Devleti kurulduktan sonra, bölgede tarihten bugüne hala dinlemeyen mücadeleler verilmektedir. İsrail’in Filistin halkına zulmü ve mezalimi dün olduğu gibi bugün de sürmektedir.

İsrail’in Kuruluşu

I. Dünya Savası’ndan sonra Orta Doğu’da Osmanlı İmparatorluğu’ndan boşalan yeri İngiltere ve Fransa doldurmaya çalıştı. I. Dünya Savaşı bundan başka yeni bir politik değişimi de beraberinde getirdi. Bu değişimler biri de Yahudi faktörüydü. Yahudilerin Filistin’e yerleşmesi Arap tepkisini çekti. 1.Dünya Savasında Araplar Türklere karşı savaşmışlar buna karşılık da İngilizlerden bağımsızlık sözü almışlardı. Ancak İngiltere buna yanaşmayınca bölgede sık sık isyanlar çıktı. Bu dönemde Arap liderliğine soyunan devlet ise Mısır oldu.

Yahudiler 19. yüzyılın sonlarında devlet kurma çalışmalarına başladılar. Vaat edilmiş topraklar üzerine devlet kurma çalışmaları, ilk önce İngiltere’nin yardımlarıyla görülmüştü. 1848’de İngiliz hükümeti bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını, Yahudilerin himayesine verdi. 1870’te Yahudi faaliyetlerinin merkezi İngiltere’den Rusya’ya geçti. Siyonist hareketlerin başına geçen Theodor Herzl, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulması için birçok çalışmalarda bulundu.

israil-005.jpg


Birinci Dünya Savaşı sonunda, Ortadoğu’da İngiltere’ye dost bir devlet kalmamıştı. İngiliz menfaatleri, bu bölgede bir dost devletin bulunmasını gerektiriyordu. Filistin’de kurulacak birYahudi devleti bu boşluğu doldurabilecekti. Bundan dolayı 2 Kasım 1917’de İngiltere dış işleri bakanı Arthur Balfour’un girişimiyle Balfour Deklarasyonu, 1917 süreci başlatılmış oldu. Birleşmiş Milletler Cemiyeti de 1920 yılında, Filistin üzerinde İngiliz mandasını tanıdı. Bundan sonra kurulan bir Yahudi bürosu İngiltere nezdinde Yahudi haklarını temsil etmeye başladı.

Bundan sonraki yıllarda Nazi Almanya’sının Yahudilere karşı soykırıma başlamasıyla Filistin’e büyük bir Yahudi göçü başladı. Filistin’deki Araplar bu göçe karşı koyduklarından İngiltere, Yahudi göçlerinin durdurulmasına karar verdi. Bunun üzerine Sion’a bağlı Askeri Yahudi Teşkilatı Hagana, Filistin’e göç konusunda İngiltere’nin aldığı bu kısıtlayıcı kararı protesto amacıyla silahlı terör eylemlerine girişti. Filistin’e gizli Yahudi göçleri düzenlemeye başladı.

israil.jpg


İkinci Dünya Savaşının müttefiklerin galibiyetiyle bitmesinden sonra, Filistin meselesi son safhasına ulaşmıştı. İngiltere daha sonra Amerika’nın yardımını sağlayan İsrail, Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere götürüp, meselenin çözülmesini istedi. Birleşmiş Milletler 1947 Kasımında iki devlet arasında paylaşılmasına karar verdi. Kudüs şehrine ise Birleşmiş Milletler denetiminde milletlerarası bir bölge statüsü verildi.

Bu çözüm Arapları tatmin etmedi. Filistin iç savaşı başladı. BM’in taksim kararı, Arap ülkelerinde tepkiyle karşılanmış ve Amerikan, Sovyet ve BM aleyhtarı gösterilere yol açmıştı. Aralık 1947 başlarından itibaren, Filistin’de, Arap ve Yahudiler arasında gittikçe artan bir gelişme gösteren çatışmalar ortaya çıkmıştı.

BM’in taksim kararının uygulanmasını imkansız kılan bu gelişmeler, bir yandan Güvenlik Konseyi’nde ele alınırken, öte yandan Genel Kurul da durumu görüşmek üzere toplantıya çağrılmıştı. Genel Kurul’un 19 Nisan 1948’de başlayan görüşmeleri, İngiltere’nin Filistin’deki manda yönetiminin resmen sona ermesiyle birlikte 14 Mayıs’da Filistin’de İsrail Devletinin kurulduğu ilan ediliyordu.

israil-002.jpg


İsrail-Arap Savaşları

14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail Devleti’nin kurulduğunun açıklanması Arapların sert tepkisine yol açtı. Filistinli Araplar, Ürdün, Mısır, Lübnan, Suriye ve Irak İsrail’e karşı ittifak oluşturarak İsrail’e savaş açtılar.

Yeni kurulmuş, donanımı yetersiz İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İsraillilerin “İsrail’in Bağımsızlık Savaşı” olarak adlandırdıkları Arap-İsrail savaşı başlamış oldu. Birleşmiş Milletlerin çabalarına karşın 15 Mayıs’ta başlayan savaş 11 Haziran’a kadar sürdü. Ancak bir aylık ateşkesin ardından savaş yeniden başladı. Bu sürede önemli ölçüde dış yardım alan İsrail, Arap Devletlerini ilerleyişini engellemeyi başardı.

Ekim ayında tekrar saldırıya geçen İsrail kuvvetleri Necef ve Celile’yi ele geçirdi. 1949 yılının ilk aylarında BM nezdinde İsrail ile onunla savaşan Arap ülkelerinin her biri (Irak hariç) arasında doğrudan müzakereler düzenlenmiş ve bunların sonucunda bir ateşkes anlaşmasıimzalanmıştır.

Yapılan ateşkesin ardından İsrail topraklarını Filistin’in iç kesimlerine doğru genişletti. İsrail’in Filistinliler ile olan gerginliği ise sürmekte, bu gerginlik Orta Doğu’da istikrarsızlık nedeni olmaya devam etmekteydi.

israil-003.jpg


1948 yılındaki Arap-İsrail savaşından sonra 1956, 1967 ve 1973 yılında üç Arap-İsrail savaşı daha yaşanmıştır. İsrail, 1967 savaşında işgal ettiği Doğu Kudüs’ü 1980 yılında Batı Kudüs ile birleştirerek başkenti ilan etmiş, 1981 yılında da Golan tepelerini ilhak ettiğini açıklamıştır.

BM’nin olayı kınaması da, ABD’nin İsrail’e olan desteği Reagan döneminde de devam etti. Haziran 1982’de İsrail güçleri Filistinli kuvvetlerin Lübnan’daki varlığına son vermek için bu ülkeye girdi. Beyrut kuşatıldı ve kent tamamen boşaltıldı. İsrail saldırıları ve sivillerin gördüğü zararın ağırlaşması tüm dünyanın tepkisini çekti.

Daha sonra 1992’de Washington’da Arap-İsrail barış görüşmeleri başladı. Ancak bu girişimler sonuçsuz kaldı. 1993 yılında ise ABD’nin önderliğinde Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail birbirlerini tanıdıklarını açıklayan bir anlaşma imzaladılar.

Günümüze kadar yapılan barış girişimleri ve ateşkeslerin çoğunun ömrü fazla uzun olmadı. İsrail’in Filistinlilere saldırıları barış çabalarını her zaman zarar vermiştir.

Bu sorun, ilk Yahudi Devleti kurma fikri çıkmasından ve bu fikrin uygulanmaya başlanmasından bu yana günümüze kadar devam etmektedir. Hem bölgesel hem de uluslararası boyutta siyasi ve askeri sorunların yanında ekonomik, çevresel ve insani sorunları da içermektedir. Filistin sorunu sadece Filistin’in veya Arap dünyasının bir sorunu değil, neredeyse tüm dünyanın bir sorunudur.

israil-004.jpg

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.